Tüketicilerin kredi araştırması yaparken düştükleri en yaygın yanılgı, iki farklı bankanın teklifini sadece duyurulan "aylık nominal faiz oranları" üzerinden kıyaslamaktır.
Örneğin; A Bankası aylık %3,00 faiz oranı sunarken, B Bankası %2,90 faiz oranı sunuyor olabilir.
İlk bakışta B Bankasının teklifi matematiksel olarak çok daha cazip görünür.
Ancak bankacılık mevzuatı, kredinin tüketiciye olan gerçek yansımasını göstermek adına faiz oranının tek başına yeterli olmadığını belirtir.
Bir kredinin size olan gerçek, nihai maliyeti; faiz oranına eklenen kredi tahsis ücreti, yasal vergiler ve poliçe zorunluluğu varsa sigorta primlerinin tamamının hesaba katılmasıyla bulunur.
Tüm bu gider kalemlerinin tek bir yüzdelik değere indirgenmiş haline Yıllık Maliyet Oranı (YMO) veya Efektif Yıllık Faiz Oranı denir.
Tüketiciyi koruma kanunları gereği, bankalar sundukları kredi tekliflerinde YMO'yu da şeffaf bir şekilde belirtmek zorundadır.
YMO, elma ile elmayı kıyaslamanızı sağlayan en dürüst finansal metrik konumundadır. Yukarıdaki örneğe dönecek olursak; B Bankası %2,90 faiz sunmasına rağmen yüksek bir dosya masrafı kesiyor ve poliçe bedeli yüksek bir hayat sigortası talep ediyorsa, o kredinin Yıllık Maliyet Oranı (YMO) çok yükselecektir.
A Bankası ise %3,00 faizle birlikte tamamen "Masrafsız" ve sigorta şartı olmayan bir paket sunuyorsa, A Bankasının YMO'su daha düşük çıkacak ve cebinizden çıkan toplam para A Bankasında daha az olacaktır.
Bu nedenle bir finansal okuryazar, reklamı yapılan faiz oranına değil, her zaman Yıllık Maliyet Oranına ve "Toplam Geri Ödeme" tutarına odaklanır.
Kredi maliyetini artıran ve YMO'yu şekillendiren yasal bileşenlerin ne olduğunu bilmek, ödeme planınızı analiz ederken size büyük bir aydınlanma sağlayacaktır.
Bankalar anapara üzerinden faiz hesaplarken, devletin uyguladığı bazı yasal regülasyonlar devreye girer.
Bireysel tüketici kredisi kullanımında, bankaların bu krediyi onaylama, istihbarat (Findeks vb.) sorgulamalarını yapma ve operasyonel süreçleri yönetme karşılığında talep ettikleri yasal bir hizmet bedelidir.
Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) tüketicileri korumak adına bu ücrete kesin bir sınır getirmiştir. Bankalar, kullandırdıkları kredi anaparasının en fazla binde 5'i (binde beşi) oranında kredi tahsis ücreti alabilirler.
Örneğin, 100.000 TL tutarında bir ihtiyaç kredisi talep ettiğinizde, bankanın yasal olarak kesebileceği maksimum tahsis ücreti 500 TL'dir. (Bu tutar üzerinden ayrıca %15 BSMV alınır ve toplam kesinti 575 TL olur).
Bu bedel genellikle kredi hesabınıza yattığı an peşin olarak tahsil edilir.
Ödeme planınızda taksit tutarınızın içerisinde yer alan ve faiz haricinde maliyet yaratan en önemli iki yasal kalem; KKDF (Kaynak Kullanımını Destekleme Fonu) ve BSMV (Banka ve Sigorta Muameleleri Vergisi) olarak adlandırılır.
Bu vergilerin en önemli özelliği, çekilen anapara üzerinden değil, bankaya o ay ödenen faiz tutarı üzerinden hesaplanmalarıdır.
İhtiyaç kredilerinde her iki verginin oranı da güncel yasal mevzuatta %15 olarak belirlenmiştir. Yani, ödediğiniz aylık taksitin içindeki faiz tutarı örneğin 2.000 TL ise, bu tutarın %15'i olan 300 TL KKDF ve yine %15'i olan 300 TL BSMV olmak üzere toplam 600 TL ekstra bir vergi yükü taksitinize yansıtılır.
Konut kredilerinde devletin barınma teşviki nedeniyle KKDF ve BSMV sıfır (%0) iken, ihtiyaç ve taşıt kredilerinde bu vergiler standart olarak tahsil edilmektedir.
Bu paylaşımın 4 fotoğrafı var.
Devamını Gör