İkinci gün rotamızı kuzeye, adını meşhur peynirine veren Ezine’ye çeviriyoruz. Ezine peyniri öylesine bir isim değil, tescilli bir "menşe adı". Çanakkale Ticaret Borsası’nın kurallarıyla çerçevesi çizilen bu peynirin sadece üretim tarifi değil, sütünün geldiği coğrafya da kesin sınırlarla belirlenmiş.
Bu durum, mimariye ilgi duyan bir gezgin için şaşırtıcı bir bağ kuruyor. Süt üretiminin yoğunlaştığı bu topraklarda mimari peynirin serin kalma ihtiyacına göre şekillenmiş. Kalın duvarlar, geniş saçaklar ve küçük pencerelerle inşa edilen tek katlı yapılar tamamen bu doğal iklimlendirme gereksinimine dayanıyor. Yol kenarlarına dizilen peynir dükkanları da önü açık sundurmaları ve doğrudan soğuk hava deposuna bağlanan arka bölümleriyle kendine has, pratik bir yapı olarak dikkat çekiyor.
Ezine’nin merkezine indiğinizde eski çarşı kültürünün hâlâ yaşatıldığını görebilirsiniz. Dar cepheli dükkanlar, üst katı konuta dönüştürülmüş yapılar ve eski araç boyutlarına göre tasarlanmış daracık sokaklar. Yola devam etmeden önce, yan sokaklardaki iki katlı taş dükkanlara kısa bir göz atarak ilçenin ticaret geçmişini konut mimarisinden ayrı bir şekilde okuyabilirsiniz. Bölgeyi keşfetmek için çok vaktiniz yoksa çarşıyı şöyle bir turlayıp Geyikli’ye geçebilirsiniz.
Bozcaada feribotlarının kalktığı Geyikli, oldukça sade ve mütevazı bir yapı stokuna sahip. Çoğunlukla tek katlı ve bahçeli evlerden oluşan beldenin sahil şeridi son yıllarda turizm etkisiyle değişse de ara sokaklara daldığınızda o eski taş bahçe duvarlarını ve ahşap kapıları görebilirsiniz.
İskele çevresinde yer alan depolar, yıllarca balıkçılık ve tarım ürünleri için kullanılmış. Bu nedenle Geyikli, turizmin ve deniz tatilinin yanı sıra emeğin ve üretimin izlerini taşıyor. Adaya geçmeden önce kıyının bu emek kokan hattında kısa bir yürüyüş yapabilirsiniz. Yüksek sezonda Bozcaada’ya araçla geçecekseniz iskelede uzun bir sıra beklemeniz gerekebilir. Yaya geçişi kısa ve zahmetsiz olduğundan dilerseniz aracınızı Geyikli’ye bırakıp feribotla adaya gidebilirsiniz.
Ada merkezine ulaştığınızda sizi sırt sırta vermiş iki farklı dünya karşılar: Alaybey ve Cumhuriyet mahalleleri. Alaybey cephesinde daha renkli duvarlar, belirgin şekilde dikey uzanan pencereler ve çift kanatlı kapılar hâkimken, Cumhuriyet tarafında ahşap detaylar ve estetik cumbalar ön plana çıkar. Bir sokak köşesini döndüğünüz an iki mahalle arasındaki bu keskin geçişi hissedebilirsiniz. Rengârenk kapı ve kepenkler adanın en çok fotoğraf çekilen noktaları olsa da mimari detaylar da misafirlerin dikkatini çeker. Alaybey’deki o dar ve yüksek pencerelerin, sokağın kısıtlı genişliğiyle mükemmel bir uyum içinde tasarlandığını görebilirsiniz.
Bozcaada’nın sokaklarını ve evlerini şekillendiren asıl güç rüzgâr. Kalenin eteklerindeki sokak planı tamamen hâkim rüzgâr yönüne göre tasarlanmış. Bacaların yerleşiminden avlu duvarlarına kadar her şey bu esintiye göre düzenlenmiş. Sokakların dümdüz uzanmak yerine sık sık kıvrılmasının sebebi de rüzgârın şiddetini kırmaya dayanıyor. Avlu duvarlarının yüksekliği bile sokaktan sokağa değişir. Rüzgârın hangi cepheyi daha sert dövdüğünü sadece bu duvarlara bakarak anlayabilirsiniz.
Adanın geçmişini tarihî dokuyla birlikte okumak isterseniz, Bozcaada Kalesi ve Bozcaada Yerel Tarih Araştırma Merkezi ve Müzesi’ne uğrayabilirsiniz. Bu iki durağı art arda gezmek, adadaki yerleşim mantığını tam anlamıyla kavramanıza yardımcı olur.
Merkezin dışına çıktığınızda sizi meşhur bağlar karşılar. Coğrafi işaretli Bozcaada Çavuş Üzümü’nün yetiştiği bu topraklarda, bağ evleri de üretim şartlarına göre şekillenir. Pencereler az, duvarlar kalın ve giriş kapıları rüzgârın ters yönüne bakacak şekilde yapılmış. Böylece hasat döneminin uzun günlerinde yoğun olarak kullanılan bu küçük evler kavurucu sıcaklarda bile serin kalmayı başarır. Bağlar ile kıyı arasındaki doğal geçişi en güzel görebileceğiniz yer Polente Feneri rotası.
Adanın tarihî mahallelerinde gezmek, hareketli sokaklarında taze deniz ürünleri ile güzel bir akşam yemeği yemek, masmavi sularında yüzmek ve sabahın o taze havasını üzüm bağlarının arasında karşılamak için adada mutlaka konaklamalısınız. Bozcaada otel sayfasıyla ada merkezi, Ayazma Plajı yönü ve bağ içindeki yerleşimler arasında seçim yapmak kolaylaşır.
Erken kalkabilirseniz, günün ilk ışıklarında rotanızı Ayazma’ya çevirin. Kıyıda yer alan manastır ve etrafını saran çam ağaçları, sabahın ilk saatlerinde adanın tartışmasız en huzurlu köşelerinden biri oluyor.
Bu paylaşımın 2 fotoğrafı var.
Devamını Gör