Ahşap Kepenkler ve Bağ Evleri Arasında İki Günlük Bir Kıyı Rotası

1. GÜN

Behramkale’de andezitin iki yüzü

Denize dik inen bir yamaç üzerine kurulu Behramkale’de, evlerin karakterini andezit taşı belirliyor. Kalın tutulmuş kapı söveleri ve ufak bırakılmış pencere boşlukları bu mimarinin en belirgin özellikleri arasında yer alıyor. Tepede tüm ihtişamıyla MÖ 6. yüzyıldan kalma Athena Tapınağı yükselirken, aşağıda Assos Limanı çevresindeki eski gümrük ve depo yapıları taş konak olarak hizmet veriyor. 

Burada mimari açıdan asıl ilginç olan detay, kat farkları. Yamaç eğimi nedeniyle pek çok evde giriş katı ile arka cephe aynı hizada değil. Bu durum, iç mekânlarda genellikle merdiven sahanlığına açılan pratik yarım kat çözümünü doğurmuş. Öyle ki, aynı sokakta yan yana duran iki evin zemininin yarım kat kayması bu bölgede son derece sıradan bir durum. Bu kaymayı en net şekilde iki evin ortak duvarındaki taş dizilimlerine bakarak anlayabilirsiniz.

Taşın rengi günün saatlerine göre değişiyor. Sabahları gri bir tonda olan andezit, öğleden sonra kızıl renge dönüyor. Duvar örgüsünde harç aralıkları dar bırakıldığı için cephe uzaktan tek parça bir yüzey gibi görünürken, yaklaştıkça taşların usta bir şekilde birbirine geçtiği görülüyor. Kapı üstü söveleri de yapıların geçmişine dair ipuçları verir. Kimi tarih kabartmaları ile süslüyken kimi sadece düz bir kemerden ibaret olur. Köy meydanındaki Hüdavendigar Camii bu taş işçiliğinin konut dışında nasıl hayat bulduğunun en güzel kanıtı olarak dikkat çekiyor.

Yaz aylarında taş sokaklar fazlasıyla ısındığı ve yokuşlar öğleden sonra gölgesiz kaldığı için köyü özellikle ilkbahar veya sonbahar aylarında gezmenizi tavsiye ederiz.

Adatepe neden hâlâ ayakta

Küçükkuyu’nun yaklaşık 4 kilometre yukarısında yer alan Adatepe, özgün dokusunu korumayı başaran köylerden biri. Sokak genişlikleri geçmiş yıllardan bu yana hiç değişmemiş, tarihî cumbalar ilk yapıldığı zamana sadık kalarak yenilenmiş. Köydeki Adatepe Zeytinyağı Müzesi, eski bir sabunhanenin içinde yer aldığı için burayı gezerken hem üretim sürecine tanık olabilir hem de taş bir yapının iç bölümlerini yakından inceleyebilirsiniz.

Köydeki yapıların ince işçiliklerini taşların boyutlandırılmasında görebilirsiniz. Duvarların alt sıralarında iri ve kaba yontulmuş bloklar tercih edilirken üst kısımlarda çok daha küçük taşlar kullanılmış. Bu yöntem, hem malzemenin ekonomik kullanımı hem de depreme karşı dayanıklı olması için tercih edilmiş. Sokaklar iki cephe arasında kalan sıradan yollar değil, komşuluk ilişkilerinin kurulduğu bir ortam olarak dizayn edilmiş. 

Kendi aracınız yoksa Küçükkuyu’dan köye dolmuşlarla gidebilirsiniz ancak seferler seyrek olduğundan beklemeniz gerekebilir. Dilediğiniz saatte hareket etmek ve özgürce gezmek için araç kiralayacaksanız yola çıkmadan birkaç gün önce bölgedeki teslim ve iade düzenini netleştirmeniz gerekiyor. 

Köyün hemen üst kısmında yer alan Zeus Altarı’na çıktığınızda tüm Edremit Körfezi’ni ve karşıdaki Midilli’yi görebilirsiniz. Ancak altarın çevresi biraz dar olduğundan kalabalık günlerde uzun uzun oturmak pek mümkün olmayabilir. Zeus Altarı yaz aylarında orman yangınları riski nedeniyle kapalı olabilir. Gitmeden önce Çanakkale Valiliği ve Orman Bölge Müdürlüğü’nün duyurularını takip edebilirsiniz. 

Yeşilyurt’ta restorasyonun sınırı

Ayvacık’a bağlı Yeşilyurt, mimari tutkunlarını taş evleri ile cezbediyor. Köyde gezerken iki farklı yapı tipi dikkatinizi çekecek: Orijinal derzi ve ahşap doğraması korunanlar ve dışı orijinale sadık bir şekilde restore edilerek içi tamamen modernleştirilenler. Bu farkı ilk bakışta cepheden değil, saçak ve baca detaylarından anlayabilirsiniz.

Mimariye meraklı bir göz için Yeşilyurt, hangi müdahalenin tarihî dokuyu koruduğunu, hangisinin sadece dış kaplamada kaldığını karşılaştırmak için ideal bir nokta. Orijinal kalan evlerde ahşap doğramaların ince kanatları ve eskimiş menteşe yatakları hemen göze çarpar. Restorasyonun kalitesini ele veren en net detay dam ile saçak birleşimi oluyor. Özgün yapılarda ahşap mertek uçları dışarıda bırakılırken, yenilenen evlerde bu uçlar kapatılarak ince bir betonarme bantla geçiştirilmiş oluyor. Bahçe duvarlarındaki harçsız örülmüş kuru duvarlar köyün eski sınırlarını çizerken, harçlı ve kusursuz sıralı duvarlar gördüğünüzde bunun sonradan eklendiğini anlayabilirsiniz. 

Köy yolu biraz dar ve virajlı. Özellikle yoğun günlerde girişte park sıkıntısı yaşanabildiği için buraya sabahın erken saatlerinde gitmenizi tavsiye ederiz. 

Küçükkuyu, kıyıdaki geçiş noktası

Küçükkuyu, Edremit Körfezi ile Assos arasındaki geçiş hattında yer alıyor. Kıyı boyunca yürürken karşınıza çıkan eski taş depoların bir kısmı modern kafelere dönüşmüş. Bazı eski yapılarda hâlâ zeytin üretimi devam ediyor. Bölgede evler genellikle iki katlı. Alt kat dükkan ya da ticari depo olarak kullanılırken üst katlar konut olarak tasarlanmış. 

Bu mimari mantığı anlamanın en kolay yolu kapı boyutlarına bakmak. Zemin kattaki çift kanatlı kapılar yük giriş çıkışı için tasarlanırken üst kattaki daha dar kapılar konut girişi için yapılır. Kıyı hattındaki yeni nesil apartmanlar ile bu tarihî taş binaları incelediğinizde bölgenin geçirdiği dönüşümü net bir şekilde görebilirsiniz.

Ulaşım açısından oldukça avantajlı olan bu bölgeye kara yoluyla gelmek son derece kolay. Edremit ile Çanakkale arasındaki şehirlerarası hat doğrudan Küçükkuyu’dan geçiyor ve il merkezine bağlanan durakları aynı güzergâh üstünde toplayarak ulaşımı kolaylaştırıyor.

Özellikle akşamüstleri kurulan pazarla birlikte sahil şeridi oldukça hareketleniyor. Seyahatten dönerken hem kendinize hem de sevdiklerinize bölgeye has hediyelik eşyalar almak isterseniz bu pazardan zeytinyağı ve doğal sabun alabilirsiniz.